
Tarihteki en ilgi çekici olaylardan bir tanesi de Habsburg İmparatorluğu ile Hollanda’nın savaşıdır. Habsburg İmparatorluğu o zamana kadar Avrupa’nın gördüğün en büyük askeri makinesidir. Karşısındaki Hollanda ise bir burjuva topluluğudur; askeri güçleri çok zayıf olan bu Avrupa’nın bir köşesindeki ufak topluluğu Habsburg İmparatorluğu ile kıyasladığınızda karşınıza hiç de adil olmayan askeri bir tablo çıkmaktadır.
Hollanda’nın tek bir avantajı vardır, o da olsa olsa ancak ufak bir defansif hamle için kullanılabilir. Ülkelerinin yarısı deniz seviyesinin altındadır ve su baskınlarına karşı setlerle korunmaktadır. Acil durumlarla karşılaştıklarında bu setleri açabilirler fakat bunu yapmak çok kötü bir önlemdir. Tarlaları tuzlu sular kaplayacak ve topraklar aşağı yukarı 20 sene boyunca kullanılmaz durumda olacaktır. Bunun karşısında ise hiçbir şey kazanmış olmazsınız, sadece düşman ordusunun ilerlemesini yavaşlatacaksınızdır.
Savaş bu şekilde uzadıkça uzar; HabsBurg İmparatorluğu da, Hollanda da borçlanmak zorunda kalır. Bu sırada Habsburg monarşi ile yönetilmektedir, güçlü ve sözü geçen bir imparatoru vardır. Hollanda ise meşrutiyet ile yönetilmektedir, Prince of Orange, parlamento ile yetkileri kısıtlanmış bir liderdir. İki ülke de dönemin finansal piyasalarından borç almak için kollarını sıvarlar. Fakat şöyle bir sorun vardır, Habsburg imparatoru borcunu geri ödememe lüksüne sahipken Prince of Orange’ın böyle bir lüksü yoktur keza parlamento tarafından kontrol edilmektedir. Habsburg borçlarını %20 faiz ile alırken Hollanda parlamenter sisteminin risk tamponu vazifesi görmesinden dolayı %5 faiz haddinden çok ucuza borçlanır.
Savaş uzamaya devam ettikçe Habsburg bu işte çok daha fazla zararlı çıkmaya başlamıştır. Bu süreçte tabi ki Habsburg borcundan caymıştır fakat bu durumu daha da kötüleştirmiştir keza artık savaşı fonlayacak borç bulmak imkansız hale gelmiştir. Ve sonunda Hollandalılar savaşı kazanırlar, bir avuç sanat düşkünü burjuva, Avrupa’nın en büyük askeri makinesi olan Habsburg’u yenilgiye uğratmıştır. Tabi ki Avusturya veya İspanya’yı fethetmek olmasa da bağımsız olmayı başarmışlardır. Çünkü Hollandalı liderler, zamanında daha güçlü olmak için daha zayıf olmayı kabul etmiştir. Prince of Orange dediğimiz Hollandalı liderin ise tarihte bilinen isminin William the Silent(Suskun William) olması güzel bir tesadüf; belki de günümüz politikacılarının düşünmesi gereken bir şeydir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder